Menü Kapat
  • – Hayırdır dilenciliğe mi başladın, bu botlar ne?
    + “Hangisi? Ha onlar mı?’’ gülümsedi sonra,
    + Onları ikinci elcide gördüm, resmini yapmak için satın aldım, neden? Çok mu kötü? Beğenmedin mi?
    – Merak ettim, neden resmini yapacaksın ki?
    + Sanatsal akımlarıyla ilgili bir şey.
    – Nasıl sanatsal akımlarla? Özlem ağzından zorla mı alacağız lafı?
    Özlem art niyetsiz gayet mütevazı soru karşısında gülümseyerek resmetmek istediği botlara tekrar baktı.
    + Bu bot ayakkabı dünyası içerisine diğer bütün ayakkabılar gibi normal bir şekilde girse de sonrasında çok kompleks bir yapı içerisinde eskimiş. Mesela bu botun genel sanat akımlarının birçoğuna uyan bir duruşu var. Örneğin; Realist akıma ait yıpranmışlığı, var olma sebebini gerçekleştirmiş bir duruşu, Rönesans akımına uyan renkleri ve görsel zenginliği var. Yani intak sanatıyla bu botu konuşturacak olsak diğer ayakkabılara nazaran konuşacak daha çok şeyi var.
    Biraz düşündükten sonra devam etti;
    + Bak mesela; bu botu diğerlerinden ayıran ilk başta eskiliği, yıpranmışlığı. Yani, insan olarak düşünürsen bu bot yaşlı bir bot. Daha sonra bu bot bütün yaşlı insanlar gibi değil, eskiliği yıpranmışlığı tecrübelerindenmiş gibi duruyor. Yani her insan böylesine spesifik bir şekilde yaşlanmaz. Her yaşlı insanın yüzünde ki çizgiler onun tecrübeli olduğunu gösteremez. Benim dedemde yaşlandı ama akan bir nehir gibi değil, durgun bir göl gibi yaşadı yaşlılığını.

  • İnsanın hayatını sorgulaması, hayatını öğrenmeye çalışması… Hayatını başka birinin ağzından, O’nun kelimeleriyle duyması ve anlamaya çalışması farklı bir duygu. Özellikle de hayatı ile ilgili hiçbir fikri yoksa…

    Acaba hayat nasıldı? Geçmişini hatırlayan insanlar, anılarında en çok mutlu oldukları anları mı hatırlarlar, yoksa acı duydukları anları mı? Daha da önemlisi acaba en çok hangisini hissederler? Mutlu olduğun bir anıyı hatırlamak ve şu an onun bir anı olması kişiyi incitip acıya boğmaz mı? Ya da tersi; acı dolu bir hatıra, o günlerden kurtulmuş olmanın verdiği hisle mutlu etmez mi? Belki de hangi anıya, hangi duyguyla bakacağımızı; şu an içinde bulunduğumuz hayat belirliyordur…

    Nasıl yaşadığımız ve nasıl öldüğümüz önemli değil, hepimizin sonu aynı, sessizlik içerisinde. Hayatımızdaki tüm hayallerimiz ve beklentilerimiz; kısa bir hikâyenin katkısız yankıları halinde geliyor. Yeteri kadar şanslıysak hikâyelerimiz devam ediyor. Şarkılarımız; kalbimizde, bizi hatırlayan ve bizi seven kişilerle son buluyor yaşamımız.

    Şu an bunu daha iyi anlayabiliyorum, hikâyemin başladığı yerdeyim ve tüm dünya sessizlik içerisinde. Kalabalığı görüyorum ama duyamıyorum, duyamadığımın farkındalar mıdır acaba? Benim şansım buraya kadarmış diyorum ve kendi şarkımı duymaya başlıyorum galiba. Bugünün özeti; başkasından kendimi ve hayatımı dinlemek diyebilirim. Komik geldi demek isterdim ama üzücüydü. Hatta acı vericiydi. Benim hakkımda belki de çok az şey biliyorlardı ama bana ne kadar da çok geliyordu. Seni senden daha iyi tanıyorum denilir bazen, şu an bu adamlar gerçekten beni benden daha iyi tanıyorlardı.